Anasayfa / GÜNLÜK / 35 Yaşıma

35 Yaşıma

 

Merhaba Dostlar,

Bu sabah, 35 yaşına girdiğimi düşününce , rakam biraz fazla geldi. Allah’tan hala 20’li yaşlarda hissediyorum kendimi. Öyle olmasa biraz ürkebilirdim : )

Ömrümün 35.yılına bir yazı yazmaya bir saat önce karar verdim. Saat şuan (08.42). Bugünün tarihi ise 11.04.2016. 11.04.1981 saat 00.30’da hayata gözlerimi açmışım. Yazıma annemle başlayan hayat serüvenim yön vermeyecek. Öyle yaparsam içinden çıkılmaz bir duygusallıktan öteye gidemem.

Hayata gözlerini açmış her çocuk için iki tasarı var sanırım. Bunların biri anne babanın ona öngördüğü ve aslında hayal ettiği hayat. Diğeri ise kişinin kendisi için düşündüğü ve aslında hayal ettiği hayat. Bir de üçüncü bir hayat var ki, hak ettiğin ve aslında kaderin… Zaten neler olacağını bilseydik yaşam çok anlamsızlaşırdı.

Ben mi? Hepsinden nasibimi aldım. Anne babam, kendim ve kaderim ortak çalıştılar bu bağlamda : ).

Son 10 yıldır her doğum günü sabahında sebebini tam olarak bilemediğim bir hüzün kaplar ruhumu. Neyse ki tüm güne yayılmaz. Duygusallaşmam bir yılın daha ömrümden gitmesi midir,  yoksa yaşadıklarım veya yaşayamadıklarım mıdır? Bilemiyorum. Belki de hepsi…

Öğrenmek ölene kadar süren bir olgudur. Yaşayamadıklarım için şikayet etmek yerine yaşadıklarım için şükretmeyi öğrendim mesela. Amaçlarıma, hedeflerime, yaşımın ilerlemiş olduğunu bahane etmeden sımsıkı bağlanmayı öğrendim. Büyümenin çok da matah bir şey olmadığını ve her yaşın belirlenen bir davranış şekli olmadığını öğrendim. ‘Bu yaşa geldin…’ ile başlayan cümlelerin anlamsızlığını öğrendim.

Acele etmem gerektiğini öğrendim, daha hızlı yaşamam gerektiğini. Ertelememem gerektiğini öğrendim. Planları ertelemenin mutluluğu ertelediğini öğrendim. Daha az uyumam gerektiğini öğrendim. Günlük ihtiyaç dışındaki uykunun sadece zaman kaybı olduğunu, hayattan çalmaktan başka bir işe yaramadığını öğrendim.

Sevmenin hep işe yaradığını öğrendim. Sevgi verilince biten bir şey değil, tam tersi çoğalarak artan bir şey. Sevdikçe hayatın anlam kazandığını öğrendim. Hırslarıma, anlık sinir hallerime rağmen en sonun da yine sevmeye karar veren biri olduğumu öğrendim.

Aile kavramının yüceliğini öğrendim. Geçici olmayan, olamayan, koşulsuz ve karşılıksız sevginin olduğu tek mecranın aile olduğunu öğrendim. Varlıkları için şükretmem gerektiğini öğrendim.

Sağlığımın kıymetini daha sık hatırlayıp, daha sık şükretmem gerektiğini öğrendim.

Daha binlercesini öğrendim, öğrendim de, öğrenemediklerimi yazmak pek içimden gelmiyor. Öğrenemediklerim beni mutsuz edenler. Öğrenemediklerim yenilgilerim. Kimi zaman sonradan öğrenip, ders aldıklarım, kimi zaman hala öğrenemedim deyip hayıflandıklarım. Öğreneceklerim için mutlu olduklarım.

4829_1063486796002_7296817_n

Aşkı tanıdım. Öğrenmek mi, hissetmek mi, damarımda akan kanın hızında artışı yaşamak mı, hepsi mi bilemiyorum ama tüm kalbimle aşkı tattım. Hayatıma girmesiyle dünyanın tüm renkleri değiştiyse, sevgiyle bakan gözlerinde ki ışıltı 7 yıldır hiç azalmadıysa sanırım o da beni hala seviyor : )

Hayatıma anlam katan birçok insan var. Hepsini sayamam elbette. Fakat saymak istediklerim var. Sizlerle geçirdiğim her yıla… Varlığımın sebebi olan annem ve babama 35 yıl için, en özel duygulardan biri olan kardeşlik duygusunu yaşatan ağabeyime 35 yıl için, kız kardeşlerime 34 ve 18 yıl için, mutlu çocukluğumun en büyük parçaları olduğu için anneannem ve dedeme, hayatımda yerleri çok özel olan teyzelerime 35 yıl için teşekkür ederim. Anneanneciğimi iki yıl önce kaybettik ama bu cümleyi yazmak bile bana tuhaf geliyor. Sanki hala evinde ve yaşıyor da ben iki yıldır göremedim, çok özledim gibi… Yazının burasında uzunca dalıp ara vermiş olsam da devam edeyim. Söylenecek o kadar çok şey var ki.

35 yıl… Uzun ama kısa… İşte tüm telaşım bundan. Daha dün çocuktum, daha dün okula başlamıştım, daha dün üniversiteyi kazanmıştım, daha dün evlenmiştim… Bu cümleleri kurmak telaşımı kat kat artırıyor. Geç kaldıklarım var. Onlar için koşmalıyım, ama koşarken yorulmak da var. Sebebini bilmediğim bir rahatlık da var.

Bu gün Antalya’da yağmurlu bir sabaha uyandım. Her ne kadar ilkbahar çocuğu olsam da en sevdiğim mevsim yaz. Her daim sıcak, her daim güneş… İlkbahar ise yazın habercisi. Umutların başlangıcı, aşkların habercisi, çiçeklerin açışı, gökyüzünün maviliği, kuşların dönüşü, toprağın suya doyumu… Tüm canlılar alemi için yeni ve umutlu bir başlangıcın habercisi.

Büyüsek de eskimeyen, umutlarla ve başlangıçlarla sımsıkı sarılacağımız yarınlarımız olsun inşallah dostlar. Sevgiyle kalın.

7 yorum

  1. Nice nice 35 yıllar sağlıkla ve hayallerin doğrultusunda sevdiklerinle geçsin. Ne mutlu 🙂 sevgiler
    Kutlarım.

  2. Yeni yaşınız sağlık mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle doğum gününunuz kutlu olsun.

  3. Sevgili Tuba ne kadar güzel bir yazı hazırlamışsın, ellerine sağlık. Öncelikle doğum günün kutlu olsun, koşturmaca, mücadele hayat boyu mutlulukla devam etsin. Yolun açık olsun.Sevgiler.

  4. En güzel senelerinize Tuba Hanım instagramdan aktif olarak takip ediyorum sizi, blog sayfanızda o kadar güzel olmuş ki içim açıldı bakınca basıl kaçırmışım bu güne kadar dedim
    Sevgiyle kalın çok öpüyorum

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*